zekeriya beyaz, beyaz show’da - vidyo Yüzümü yarına döndürmeliyim (Bölüm 4) / “Yeni Hayat”a başlarken…
16 Eyl07

Ne saçma bir yolculuktu Tanrı’m… Beynim hâlâ sallanıyor sanki. Kolay değil, 18 saat… (Aslında 22 saat ama ramazan olduğu için hemen hemen hiç mola vermeden, uça koşa geldik. Ondan süre 18 saate indi.)Neyse efenim, yolculuk yeterince iğrenç değilmiş gibi çeşitli saçmalıklar -her zaman olduğu gibi- beni buldu. Buyrun, buradan yakmaya başlayın;

Hatay’da (bunun açıklamasını yapmaktan da ayrıca sıkıldım. İzmir’deki Hatay efenim kendileri. Güneydoğu’daki değil) servis beklerken aslında anlamalıydım bir sürü saçmalığın birbirini takip edeceğini. 16.10′da gelmesi gereken servis 16:30′da geldi. O gün de trafik sanki ekstradan sıkışık. Garaja varıp da otobüsü bulana kadar saat 17:15 filan olmuştu. Ki, otobüsün normaLde 17.00′de kalkması gerekiyordu. Verdim bavulumu bagaja ve de otobüse adımımı attım. Daha yerimi bulup oturmadan otobüs hareket etmeye başladı. Bir yandan da şöfor kendi kendine homurdanıyordu. Sanki biz bilerek geç kalmışız gibi.. Zaten 2 numaralı koltukta oturuyordum, şöfor ne derse aynen duydum. Yanımda da Elif adında 10 yaşında bir kız vardı. Tek başınaydı. Neyse dedim, bir ablalık yaparız. Diğer yanımda da süper bir abi vardı =Pp Büyük ihtimalle benim ya$larımdaydı ve de vücudunun her yanı dövmelerle kaplıydı. Kolundakiler neyse de, benim dikkatimi en çok boynundaki aslan başı çekti. Hakkaten sanattı yani o. Yolculuk boyunca çaktırmadan dövmelerini izledim zaten. =) Sonradan öğrendiğime göre, kendisi Akçaabat’ta inecekmiş. “Seni Trabzon’da sağ bırakırlar mı sandın o dövmelerle” diye geçirdim içimden. Sonra da empeüç çalarımı taktım kulağıma, yolu izleyerekten müzik dinlemeye başladım.

İlk mola vereceğimiz yer (iftar için) Manisa/Kula’ydı. Yanımdaki kız, Elif, benimle birlikte yemeyi önerdi. Eyi, gel bakam, dedim ben de. Yemekleri yedikten sonra Elif’e, sen bir otur, ben lavaboya gideyim dedim. Ayağa kalkmamla tüm salonun bana bakması bir oldu. Alla alla dedim, ne oldu ki? üzerime baktım, ne yemek dökmüşüm ne de bir tarafım açık (!) sonradan farkettim ki, oradaki millet ya türbanlıydı ya da çarşaflı. ben ise şortla aralarında dolaşan dinsiz imansız kız portresi çiziyordum. cehennemde cayır cayır yanacaktım. o sıcaklığı bir an için iliklerime kadar hissetmedim desem yalan olur. =) şaka bir yana içimden “bi gidin kardeşim ya” deyip, kapıya doğru yöneldim. bu arada yanından geçtiğim masalardan “töbe töbe” sesleri yükseliyordu. Ve de kulağımdaki empeüç’te ise Grup Yorum’dan Gündoğdu marşı çalıyordu. Bir anda kendimi anarşik gomünist gibi hissettim, bana bakıp tövbe eden herkese gülücekle selam verdim ve de gittim yerime oturdum. Benzeri bir olayı daha sahur için mola verdiğimiz Sungurlu’da yaşayacaktım.

Sungurlu’da Elif’ten duyduklarım, bundan daha beterdi ama. Üzerimde şok etkisi yapmadı desem yalan olur. Kulağımdan hiç çıkarmadığım empeüçüme bakıp aklına gelmiş olacak ki, abla sen kimleri dinlersin diye sordu. Biz de cevapladık tabii ki. Peki sen ne dinlersin dedim. Cevap şuydu;

“Ben bu zamana kadar Sagopa Kajmer’i dinlerdim ama artık dinlemiyorum çünkü insanı gereksiz yere mutsuz yapıyor.” (sözün burasında yürrrüü be kızım şeklinde tezahürat ediyordum içimden ama sonradan şu lafları söyledi) = “Yaa abla aslında ben öyle herkesi beğenmem, biliyor musun? Sadece İsmaiL YK’nın şarkılarını seviyorum. Biraz da Cankan’ın son şarkılarını filan…”

“Ben öyle herkesi beğenmem”i takip eden cümle hakkaten iğrençti. Gülümseyip “hııı” demek zorunda kaldım. İçimden de “çiğdem, sago dinleyen adamdan ne bekliyordun ki” dedim tabe. Kendisini İsmail’iyle baş başa bıraktım ve de ben empeüç’üme döndüm. Yine Grup Yorum çalıyordu. “Sevdamız bir uzun bakış / ey memleket, ey soylu düş” şeklinde en sevdiğim şarkıları “Geçmişten Geleceğe”ydi kulaklarımda yer edinen. O arada ciddi ciddi gomünist mi oluyorum lan ben şeklinde düşündüm ama adamların şarkıları güzel, ben ne yapsaydım yani?!

Bu arada yolda bir şey dikkatimi çekmedi değil. İzmir’den hareket ederken sıcaklık 32 dereceydi. ve o sıcaklık kademe kademe düşerek 12′ye kadar inmişti. oysa otobüsün içinde her hangi bir hava değişimi yaşanmamıştı. Acaba bu termometre dışarıdaki havanın sıcaklığı hakkında mı bilgi veriyor şeklinde çeşitli sorgulamalara girsem de bir yanıt alamadım tabi.. Sungurlu’dan çıkarken saat artık 5′ti , hava sıcaklığı 7 dereceye kadar düşmüştü ve de kulaklarımda Hayko Cepkin çalıyordu. (”Yalnız kalsın”) Bütün gece uyumamış olduğum için gözlerim hafiften kapanıyordu. En sonunda Samsun / Terme’de mola verene kadar uyumuşum. Hatta uyumak değil bu, kendimden geçmişim. Aradaki 3 saatte ne oldu ne bitti hatırlamıyorum bile.

Yine de gece, uyumadığım saatlerde çok eğlenmiştim. Çünkü şöfor kendini Türkiye Cumhuriyeti Karayolları’nda değil de ralli pistinde sanıyordu herhalde. Sollamanın yasak olduğu yerlerde sollama yapıyordu ya da yanındaki diğer arabalarla yarışa giriyordu. Hatta bir ara kamyonla çarpışacaktık neredeyse ama son anda kamyonun direksiyon kırmasıyla o kaza da bertaraf edildi. Yani, uzun lafın kısası, şöfor ruhu genç kalmışlardandı. (!)

Samsun’da ise verdiğimiz molada birer tost aldık Elif’le. Çaprazımızdaki masada da o dövmeli çocuk vardı, o da tost yiyordu. “abla, bak bu çocuk oruç tutmuyor” dedi bana Elif. “Eee, ben de tutmuyorum, ne var?” dedim. “Bir şey yok ama onun dövmeleri var” dedi. Ben o arada tepki vermedim. Hatta ve hatta hâlâ düşünüyorum bu ikisinin arasındaki mantık bağı nedir diye. Neyse, kalktık otobüse bindik. Bir abla yanaştı yanıma, sen böyle üşümüyor musun cıbıl cıbıl dedi. Gülmekten cevap veremedim kadına yaa. hayır yani sana ne?! Ben sana diyor muyum sen böyle sıcaklamıyor musun kapalı kapalı diye? kimse kimsenin kıyafetine karışmasın, üniversiteye türbanlı girelim zort zort diye bıdırdayan sizler, iş benim şortuma gelince niye bir anda “başkasının kıyafetine karışma” meraklısı kesiliyorsunuz? ben bu soruların cevabını istiyorum.

Zaten bu ablanın bir tane de bebeği vardı. Yol boyunca zırıl zırıl zırladı. Yolculardan biri en sonunda kendisine bağırdı. Herhalde abla da sinirini benden çıkarttı. Neyse, bebeği de salaktı zaten. Anne bile diyemiyor, neredeyse 3 yaşına gelmiş. “Ann” diyor, öyle kalıyor. Ağlasın zaten anca sabaha kadar.

Sonra Bulancak’a geldik. Giresun’a yarım saat vardı. O kadar sevindim ki bir an tanıdık yerler görünce neredeyse oynamaya başlayacaktım. Empeüç’ümde zaten “Lost To Apathy” çalıyordu an itibariyle ve de ben Mikeal’e katılıp böğür böğür böğürme isteğiyle yanıp tutuşuyordum. =Pp

Neyse sonra, muavin geldi yanıma, sen nerede ineceksin diye. Benim de gıcık yanım tuttu. “benim bagajım var, garajda ineceğim” dedim. Çünkü biliyorum ki Giresun Garajı’na uğramayacaklardı onlar. Ama bagajım var deyince, itiraz edemediler =) Bagaj dediğim de tek bir valizdi ehuehe. zaten valizimi veren adam, “tek bir valiz için mi soktun bizi garaja” dedi. ben de “n’apabilirim, ölmediniz ya” dedim ehehe. zaten sonra da beni bekleyen babamın kollarına koştum, o aptallar da büyük ihtimalle içlerinden ya da dışlarından bana bayağı küfür etmişlerdir.

Bana gelince… 2 gün sonra İzmir’e dönüyorum. 4 gün için o yolu çektiğime hâlâ inanamamaktayım.

İzmir’den Giresun’a…” başlıklı yazıya 8 yorum yazılmış

  1. Ariesman bu yazı hakkında şöyle demiş:


    Neresi sıla bize neresi gurbet
    Yollar bize memleket.

    Murathan Mungan - Dönmek

  2. ayDin bu yazı hakkında şöyle demiş:

    Öğrencilk… Ya da möööğrencilik. Senin Güneydoğuda dediğin ama güneyde olan bi kentten Trabzon’lara gelmek.. Orada kendi capnda bi ev olusturmak, yemek, icmek, YAŞAMAK, yetmiyomuş gibi ders çalışmak.. iğrenç bir duygu..

  3. eLanor teLrunya bu yazı hakkında şöyle demiş:

    hastayım bu oLaya da… mara$’a, antep’e, adana’ya, hatay’a fiLan güneydoğu yazdın mı hemen düzeLtiLir orası güney’de diye. güneydoğu kuzeye mi dü$üyor da benim mi haberim yok? ayrıca sanki güneydoğu’da oLmak böyLe iğrenç, utanç verici bir$eymi$ gibi düzeLtme yapıLır; “orası g.doğu değiL, güneyde” diye. çok farketti.

  4. ayDin bu yazı hakkında şöyle demiş:

    güneydoğu kanımca güneyin doğusudur. güneyin ortası da güneydir bunda bir artniyet aramak benim dudaklarımda geniş bir tebessüm bıraktı desem yeridir (:

  5. ayDin bu yazı hakkında şöyle demiş:

    ha bir de bodrum’a “güney sahilleri” yakıştırması yapılır. bodrum güneyde değil güneybatıdadır. ancak burada batı sözcüğü biraz fazlacık geldiğinden güney deniliyor. şimdi biz hal böyleyken güneyi neden güneydoğu yapıp kaşınalım ki..

  6. eLanor teLrunya bu yazı hakkında şöyle demiş:

    trabzon’da güneydoğununenbatısınınbirazdahakuzeyininenbiaşağısındadır. niye biraz daha yukarı diye yazayım ki dime

  7. ayDin bu yazı hakkında şöyle demiş:

    walla 1 numarasn.. sölenecek kelime bırakmadn dudağmda ahanda bak düğümlendi (:

  8. eLanor teLrunya bu yazı hakkında şöyle demiş:

    seni bravo (=

Bu yazıya bir yorum yazın:

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.