Cuma Günüm Nasıl Geçti Sen Yoksun
09 Mar07

3-4 gün önce, daha önce sürekli olarak pc başında oturmayıp bilgisayarı açık bırakıp başka şeylerle uğraştığım için farkedemediğim bir şeyi farkettim…

IIıhh bu cümlenin daha ortalarda olması gerekiyor..

Baştan..

Kendime yeni bir msn aldım.. Sadece en özel ve formalite icabı durması gereken kişileri (sınıftakileri filan) ekledim. 75 kişilik bir msn adresim oldu. Hayırlı olsun dedim. Her açtığımda en az bir 14-15 kişi online oluyor. Şuan 11 var gerçi.. Neyse.. (Şimdi aslında o baştaki cümlenin zamanı geldi..) Daha önce farketmediğim bir gerçekle yüzleştim. Eskiden insanlar bana selam verirlerdi, konuşmaya çalışırlardı ama benim işim olurdu pek sallamazdım. Gitar çalışçam der giderdim mesela.. Fakat Theo’yla olduğum süre içerisinde msnde sürekli olarak konuşmaya o kadar çok alışmışım ki ayrıldığımızdan beri sürekli bilgisayar başında oturuyorum. Ama tek bir kişi bile benimle konuşmadı.. Hayatımdan önemli birini çıkarmış olmam, tek dostumun son zamanlardaki garip hali, müzik çalışmalarımı Theo yüzünden inanılmaz derecede aksatmış olmam, bir de üstüne msnde kimsenin benimle konuşmaması ve son aylarda hiç kimsenin beni nasılsın demek için aramaması ya da mesaj atmaması üzerine ben de bunalımdan çökmüş, okulda ruh gibi dolaşan bir tip oldum. (Rutin problemleri, annemi filan saymıyorum zaten..)

Kendime soruyorum.. Sen değil miydin her zaman insanlara kendinden daha çok değer verdiğini söyleyen? Peki neden şuanda etrafında kimse yok? Her haftasonu farklı kişilerle sürten ve artık birileri buluşalım dediğinde gayet normal peki diyen sen değil miydin? Peki neden Serhan bu cumartesi buluşalım diyince bu kadar havalara uçtun? Her ortama girip çıkan, okulda tuvalete bile yalnız gitmeyen sana neden bu sabah annen sen iyice asosyalleştin bunu seninle ciddi ciddi konuşmamız lazım dedi? Bir şeyleri düşünmeye iten bu cümleydi belki de.. ‘Sen iyice asosyalleştin bunu seninle ciddi ciddi konuşmamız lazım.’

Peki ben naptım insanların benden soğumasını sağlayacak? Her zaman ki özeleştiri yoksunluğumla kendimi sadece bir yere kadar eleştirebiliyorum. Bu konuda oldukça bencilim.

Demin panoma baktım. Eskiden bu panoda 10larca fotoğraf vardı. Üto’dan arkadaşlarım, abim ve diğerleri. Bir sürü fotoğraf vardı. Theo’nun fotoğraflarını asmak için yarısını çıkarmam gerekiyordu. Ve şunu farkettim o insanların artık orda durmasına gerek yok zaten yüzde 90ıyla konuşmuyoruz.. Evet asıl sorun bu.. O kadar çok kişiyle arkadaşlığım bitti ki.. Melissa’yı kaybettikten (o salaklığıma girmiyorum, hayatımın hatasını yaptım..) siftah uğurlu geldi ve sayısız insan kaybettim.. Pınar, Bahadır, Yasemin, Naz, Özge, Nusret, Müş ve sayamadığım daha 10larca küstüğüm yada aramın açıldığı arkadaşım.. Emre’yle bile son evine gittiğimden beri msnde bile konuşmadık.. Abimi en az 5 aydır görmüyorum.Tenefüslerde dama çıkan ben şimdi sıramda ayaklarımı uzatıp, kulaklığımı takıp, kitap okuyorum.. Neydi peki bu kadar çok insandan beni koparan? Bunun cevabını bulmak için daha çok düşünmem gerekiyor sanırım.. Ama bulduğum zaman o insanların hepsini geri kazanmak için elimden gelen her şeyi yapıcağımı biliyorum.. Özellikle aralarında biri var ki hayatımın en büyük hatasını yaptım onu kaybederek. Bir gün onunla konuşma cesaretini bulucam kendimde tabii o gün o beni kabul ederse..

Bu yazıya bir yorum yazın:

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.