+18 / Havuç Aranıyor! Cuma Günüm Nasıl Geçti
03 Mar07

Süleymancığın cazibesi

Saat 21:34'de bigoudi tarafından yazılmış

Sayın günlük,

Canım bir sıkılmakta ki pir sıkılmakta. Okunacak kitaplar mahzuuuuun mahzuuuuun odanın bir köşesinde hâlâ durmaktalar. Almanca olanları artık benden medet ummuyor zaten biliyorum ben, ama Türkçe olanlar da umudu kesicek gibime geliyor. Sürekli bi’ şeyler okumaktan sıkılır mıymış insan? Sıkılırmış. Ben ne istiyorum sopa mı istiyorum onu da bilmiyorum.

Dün bi’ süleymancık yakaladım –kertenkele de diyolar-. Küçüklüğümden beri ne zaman bi’ süleymancık görsem yakalayasım gelir. Nitekim yine geldi. Yakaladım belinden, çırpınıp kaçmaya çalıştı ama başaramadı. Onu ööyle yakaladığım zaman kaskatı kesilmesinden, gözlerinin pörtlek pörtlek açılmasından ve kalbinin deliler gibi küt küt atmasından sadistçe bi’ zevk aldığımı itiraf etmeliyim.-kalbini nerden anladın diye soracak olursanız [sorulabiliyo bazen] o minicik şeyin atacak başka bi organı olduğunu sanmadığımdan, o atan şeyin kalp olduğunu tahmin ettiğimi söyleyebilirim- Ondan daha büyük canlılara böyle korku dolu anlar yaşatmıyorum korkmayın. [Bi de büyük karıncalara uyguladığım bazı işkenceler var ama küçüklük vukuatlarından onlar artık bişi yapmıyorum.] Bu süleymancıkları ters çevirince içini görebiliyor olmamız küçükken de çok ilgimi çekmişti, ilginçtir ki hâlâ da çeker. Nedir bu süleymancığın cazibesi Allah’ım? Elleri ve ayakları da çok sevimlidir bu arada.

Neyse sonra ben bunun kuyruğunu bırakabildiğini hatırladım, yere koyup kuyruğuna dokundum, tırstı bıraktı hemen. Sonra biraz da kuyruksuz bi şekilde inceledim kendisini. Büyük bi değişiklik göremeyince kuyrukla ilgilenmeye başladım. –biliyosunuz bu mucizevi ve karşı konulmaz bir cazibesi olan hayvan, kuyruğunu bırakır ki peşini bırakıp kuyrukla ilgilensinler, ben de yemekten vazgeçip öyle yaptım nitekim :P – kuyruk birkaç dakika boyunca kendince kımıldanıp avcıyı oyalamaya devam ettikten sonra öldü. Dümdüz, dondurma külahı gibi kalakaldı. Buzlukta saklasam mı diye düşünüp ev halkının deli heralde bakışları atmasından sonra ben de bu fikrin anlamsız olduğuna karar verip vazgeçtim. Karıncalar falan yesin, protein olsun diye balkona bıraktım. Lâkin karıncaların sıra sıra dizilip kuyruğu götürme sahnesini izleyemedim. Ben uyanana kadar yok olmuştu sevgili kuyruk.

Jim morrison da kertenkele efendisi olduunu söylüyomuş di mi günlük? Niye diyodu ya öyle unuttum şimdi bak. Kutsal bilgi kaynağına bi başvurmak lazım. Bu adamla bi benzerlik var benim aramda da hadi hayırlısı. Sonumuz benzemesin.

Neyse işte günlük böyle belgesel tadında bi gündü dün de öyle. Süleymancıkları sevelim sayalım. Ha bi de kocaman ağızları var bunların ama hiç açtıklarını görmedim. Bi gün beslersem bi tane görürüm artık.

Ekleme: Jim Morrison’ın kertenkelelerin yok olsalar bile ekolojik dengede bi’ dengesizlik oluşmadığını öğrenmesi, kendisine Lizard King demesine sebep olmuş efenim. Gerçi ne kadar doğrudur dengenin değişmeyeceği bilmem, yine de yok olmasın onlar, seviyorum ben onları.

Süleymancığın cazibesi” başlıklı yazıya 1 yorum yazılmış

  1. Elminster bu yazı hakkında şöyle demiş:

    Bir “şey”in dünyanın üzerinde bulunması ile bulunmaması arasında hiçbir fark olmaması; fakat buna rağmen insanların yine de onları sevebilmesi gerçekten güzel bir şey…

    Hem ne demiş almanlar, einmal ist keinmal…

Bu yazıya bir yorum yazın:

Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.